7 Mayıs 2011 Cumartesi

TOKYO RESTAURANT



Sushi sevenlerdenseniz, ki biz öyleyiz, size şiddetle Tokyo Restaurant'ı tavsiye ederim. Tokyo ve Osaka'yı saymazsam:):)  en iyi sushiyi burada yediğimizi söyleyebilirim. Çok geniş yelpazeye sahip menüsünde Japon mutfağına özgü diğer lezzetler de mevcut.

Başlangıçta tabii ki tuzlu Edamame kemirmek adetten, Karides ve Sebze Tempura'yı muhteşem yapıyorlar.
Yasaitame denenmeli. Bana hitap etmiyor ama Magura'yı tadanlar beğeniyor.

Sushico'nun fast food tarzının yanında ambiance çok hoş. Üst katta exclusive odacıklar şirin. Yastıkların üzerinde, yerde oturmak mümkün.

Ali Bey ve ekibinin ilgisi, sevgisi, saygısı her daim muhteşem. Tüm yiyecekler usta Bi'nin eline çıkıyor.

Fiyat konusuna gelirsek, İstanbul'daki diğer uçmuş Japon restaurantları kadar acımasız olmadığını söyleyebilirim. Bence gayet uygun.


Sushi malzemesi ucuz olan bir yiyecek değil, seviyorsanız ve gerçekten iyi bir sushi yemek istiyorsanız paraya kıyacaksınız:)

Hafif çiseleyen yağmur, lezzetli yemekler,  ve 20 yıllık gerçek dostla, bitmek tükenmek bilmeyen, paha biçilemez sohbet...:)

Daha ne olsun;););)

5 Mayıs 2011 Perşembe

MODA'DA İNCE SAZ...




Oyun Atölyesi'nde İnce Saz'ın bu sezon son konseri.

Her dinleyişimde bir pencereden geçmişe ve kendime baktırıyorlar beni.

Dilek Türkan'ın naif sesi, Derya Türkan'ın kemençesi, Cengiz Onural'ın besteleri.

Yorgun, uykusuz, uzak ve bir şeylerin bittiği, onsekiz yılın sonuna gelindiği duygusuyla yaşanan bir geceye çok yakıştılar.

Benim için en anlamlı albümlerinde yer alan, çok sevdiğim ''Kar'' ile başlayıp, Mazi Kalbimde Bir Yaradır, Eflatun, Çok Aşığın Var Diyorlar, Ferahfeza, Benimle Evlenir misin ve diğerleriyle devam ettiler.

Sevmek ne kelime, bayıldığım Üsküp Sevda Şarkısı ile '' Kırk düğüm atmışlar sevda üstüne, çöz getir bana'' dediler. Kan çekiyor Balkan'lardan gelen bütün havalara:)

''Son şarkı,'' dedi Dilek hanım, gece boyunca içimden ''Çalmasınlar lütfen , bu kadarını kaldıramam'' diye geçirmişken, son darbe Kalbimdeki Deniz ile geldi:)



'' İnce Saz'' çok başarılı, dinleyiniz, dinletiniz.
Oyun Atölyesi küçük ama konforlu bir salon. Online bilet satışları başladı. Çok ilgili ve nazikler. Gidiniz, seyrediniz, yaşatınız:)


23 Nisan 2011 Cumartesi

EDİRNE

Günlerden bir gün, günübirlik Edirne.
Medeni, yardımsever, hoşsohbet insanlarıyla,
Güleryüzüyle, neşesiyle
İçinde yaşayanların da, kendisi kadar güzel olduğu şehirlerden...
Batı ve klasik türk kültürünün hoş bir karışımı.
Ünlü tarihçilere göre, konumu nedeniyle, dünya üzerinde en çok savaşın (16 büyük savaş) yaşandığı kent, günümüzde ise kimsenin kimseye karışmadığı sakin sokaklarında gecenin bir yarısı yürüyebileceğiniz kadar güvenli.

Aç karnına dolaşılmasın, önce Alipaşa Çarşısın'dan çıktıktan sonra Ortakapı Caddesi'nin köşesindeki Ciğerci Niyazi Usta'da yaprak ciğer yensin, yanında çok acı, kızarmış kırmızı biberler olsun, cacık unutulmasın.



Muhakkak görülmesi gereken yerler şöyle özetlenebilir;

Merkezdeki arastaları dolaşın, alınacak kayda değer bir şey yok ancak tarihi doku çok hoş.
Tıp müzesine çevrilmiş Beyazıd Külliyesi darüşşifası ile görmeye değer. Balkan Savaşları ve Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Büyük sinagog (maalesef kalıntı halinde), Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı Saray İçi bölgesi.
Üç Şerefeli Camii'nin kapı işlemeleri, 3 farklı yoldan çıkılan minaresi. Eski Camii'nin kaligrafileri.
Eski Osmanlı başkentinde, tarihte adı geçen  Edirne Sarayı'nı arayanlar için not; 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinde düşmanın eline geçmesin diye havaya uçurulan saraydan geriye yalnızca harabeler kalmış durumda.

Veeee...Uzaktan bakınca şehir tarafından kucaklanmış gibi görünen görkemli Selimiye.
Her seferinde bıkmadan usanmadan yeniden yeniden hayran kaldığım Büyük usta Mimar Sinan.
31,28 metre çapındaki devasa kubbesi, pencerelerden içeri düşen ışık huzmeleri, akustiği nefes kesiyor.
Kubbenin ve O'nun büyüklüğü altında küçücük hissediyorsunuz.










Yorulup, biraz kafa dinlemek istediğinizde huzur kaynağı Meriç kıyısına buyrun. Restaurantlarda yemek yenebilir (Lalezar'ı özellikle tavsiye ederim), çay bahçelerinde oturulabilir. Otururken bir Rumeli havası mırıldanılabilir.







Gitmişken Keçecizade'den badem ezmesi ve Kavala Kurabiyesi almak şarttır.:)


Bir çok büyük şehirle mukayese edildiğinde küçük görünse de, nasıl medeni bir şehir olunur sorusunun cevabı olabilecek Edirne; neşelidir, sıcaktır, renklidir,ucuzdur, özgürdür, demokrattır,memleketimdir.